Bir Mıh Bir Nal Kurtarır Bir Nal Bir At Kurtarır

ATA SÖZÜ

Korucunun bir atı vardı.
Genç, güzel bir at. Ayağına çevik, hızlı.
Korucu, bekçilik görevini yaparken atın üstünden
inmezdi hiç. Bütün köyü atın üstünde dolaşırdı.
Bir gün yine dolaşırken, atın hafif aksadığın
fark etti. Durdurup atını, indi aşağıya. Atın ayağına
baktığında, bir nalın çivilerinden birinin düşmek
üzere olduğunu gördü.
“Tamam,” dedi, “köye döner dönmez sağlamlaştırırız
onu.”
Köye döndü, ama unuttu düşmek üzere olan
çiviyi.
Ertesi gün, at daha aksak yürümeye başlayınca,
birden aklına nalın düşmek üzere olan çivisi geldi.
Hemen inip, atın ayağına baktı yine… Nalın
çivisi çoktan düşmüş, öbür iki çivi de sallanmaya
başlamıştı.
“Nasıl unuttum,” dedi korucu, elini alnına vurdu.
“Bu sefer döner dönmez sağlamlaştıracağım
çivileri.”
Döndüğünde köye, muhtarla konuşmaya daldı.
Nalı da unuttu, çivileri de.

Ertesi gün, yine yollara düştü, köyün çevresini kolaçan etmek
için… Küçük bir tümseği tam aşarken, ayağı sürçtü atın, ikisi birden
yuvarlandılar yere.
Son anda atın altında kalmaktan kurtulan korucu, acı acı kişneyen
atma koştu. Çekip yularından ayağa kaldırdığında bir ayağının üstüne
zor bastığını fark etti. Eğilip baktı, nalı düşmüştü hayvanın.
O zaman anladı niye yuvarlandıklarını.
“Bir mıh bir nal kurtarır, bir nal da bir at kurtarırmış,” dedi kendi
kendine.
Atına binmedi. Onu çekerek götürdü köye. Nalbanda gidip, geç de
olsa yeni nal çaktırdı.

ATA SÖZÜ
Zurnada Peşrev Olmaz Ne Çıkarsa Bahtına

Kendini beğenmiş bir İstanbullu, Edirne’ de bir düğüne davet edilir. Düğün yemeğinden sonra hep birlikte bahçeye çıkılır. Oyun havaları eşliğinde bir süre eğlenildikten sonra, sıra istek parçalarına gelir. Onun konuk olduğunu bilen zurnacı yaklaşıp, “Çalmamızı arzu ettiğiniz herhangi bir parça var mı?” diye sorar. Zurnacıya küçümseyerek bakan İstanbullu, “Kala kala …

ATA SÖZÜ
Zorla Güzellik Olmaz

Poyraz ile Güneş, bir gün sıkı bir iddiaya girmişler. Poyraz, “Ben insanlara istediğimi yaptırırım,” demiş. “Hayır,” demiş Güneş, “asıl ben istediğimi yaptırırım.” O sırada, tarlasında çalışan bir adam görmüşler. Poyraz, “Var mısın” demiş Güneş’e, “adama üstündeki giysileri sen mi çıkartacaksın, ben mi? “Varım,” demiş Güneş, “Hadi, sen başla önce… Adama …

ATA SÖZÜ
Yerin Kulağı Var

Eskiden, çok eskiden Ege Bölgesi’nde Frigyalılar hüküm sürerken bugünkü Dinar kasabasında bir çocuk dünyaya gelir. Marsiyas adı verilen çocuk, küçük yaşta müziğe merak sarar. Frig havaları besteler, yurdunun doğa tanrısı Pan’a ilahiler yazar. Kamışa yedi delik açarak, bugün çaldığımız flüt, ney ve kavalın ilk örneğini icat eder. İcat etmekle kalmaz; …