ATA SÖZÜ

Bir çiftçinin dönüm dönüm bağları ve üç oğlu varmış. Tembelmiş oğlanları. Bağın tüm işleriyle yaşlanıncaya adam kendisi uğraşmış. Asmaları budamış, beslemiş, ilaçlamış… Toprağı bellemiş. Yaşlanıp, öleceğini anlayınca, “Bu bağ… Bakılırsa bağ, bakılmazsa dağ olur\ Benim tembellere bunu nasıl anlatsam acaba?” diye günlerce düşünmüş.

Sonunda çağırmış hepsini, “Oğullarım,” demiş, “ben artık bu dünyadan göçüyorum… Biriktirdiğim altınları bağa gömmüştüm; ama şimdi nereye gömdüğümü hatırlayamıyorum… Toprağı kazıp ters yüz ederek siz bulursunuz artık altınları!”

Bir süre sonra babaları ölünce, o güne kadar bağa girmeyen üç delikanlı ellerine kazma, kürek, çapa alıp bağa koşmuşlar. Altın bulacağız diye bağın altını üstüne getirmişler. Günlerce, haftalarca çalışmışlar, hiçbir şey bulamamışlar. “Babam, çalışmıyoruz diye bize kızardı, onun için böyle yaptı galiba,” diye düşünüp için için öfkelenirlerken, ertesi yıl, bir de bakmışlar ki, asmalar salkım salkım, kehribar taneli üzüm salkımlarıyla dolu…

Üzümler öyle güzel, öyle tatlıymışlar ki, hemen alıcı bulmuş. Üç kardeş, hayal edemeyecekleri kadar çok para kazanmışlar… Paraları aralarında bölüşürlerken, ortanca oğlanın aklına gelmiş, “Bakın ne diyeceğim?” demiş ötekilere, “babam mirasımı bağa gömdüm demişti ya!” “Demişti ama,” demiş ötekiler, “o kadar çalıştık çabaladık, bulamadık!” Ortancanın gözleri kocaman kocaman açılmış. Bölüşmekte oldukları paraları göstererek,

“Belki de bulduk,” demiş heyecanla. “Babam, belki de bunu demek istiyordu bize!” Ötekilerin gözleri de birden parlamış: “Tabii ya,” demişler. “Nasıl düşünemedik? Babam, biz bağa bakalım diye böyle söyledi mutlaka!” Ertesi yıl, büyük bir hevesle gitmişler bağa. Toprağı havalandırmışlar, asmaları budayıp ilaçlamışlar, daha çok ürün almışlar. Daha çok kazanmışlar.

ATA SÖZÜ
Zurnada Peşrev Olmaz Ne Çıkarsa Bahtına

Kendini beğenmiş bir İstanbullu, Edirne’ de bir düğüne davet edilir. Düğün yemeğinden sonra hep birlikte bahçeye çıkılır. Oyun havaları eşliğinde bir süre eğlenildikten sonra, sıra istek parçalarına gelir. Onun konuk olduğunu bilen zurnacı yaklaşıp, “Çalmamızı arzu ettiğiniz herhangi bir parça var mı?” diye sorar. Zurnacıya küçümseyerek bakan İstanbullu, “Kala kala …

ATA SÖZÜ
Zorla Güzellik Olmaz

Poyraz ile Güneş, bir gün sıkı bir iddiaya girmişler. Poyraz, “Ben insanlara istediğimi yaptırırım,” demiş. “Hayır,” demiş Güneş, “asıl ben istediğimi yaptırırım.” O sırada, tarlasında çalışan bir adam görmüşler. Poyraz, “Var mısın” demiş Güneş’e, “adama üstündeki giysileri sen mi çıkartacaksın, ben mi? “Varım,” demiş Güneş, “Hadi, sen başla önce… Adama …

ATA SÖZÜ
Yerin Kulağı Var

Eskiden, çok eskiden Ege Bölgesi’nde Frigyalılar hüküm sürerken bugünkü Dinar kasabasında bir çocuk dünyaya gelir. Marsiyas adı verilen çocuk, küçük yaşta müziğe merak sarar. Frig havaları besteler, yurdunun doğa tanrısı Pan’a ilahiler yazar. Kamışa yedi delik açarak, bugün çaldığımız flüt, ney ve kavalın ilk örneğini icat eder. İcat etmekle kalmaz; …