Boş Torbayla At Tutulmaz

ATA SÖZÜ

Eskiden, kış boyunca yetecek kadar yem, saman
yoksa atlar genellikle yılkıya bırakılırdı…
Dağda bayırda bulduğu kuru otları kopararak,
ağaç dallarını kemirerek ayakta kalan atlar, baharla
birlikte toprak yeşerince yeniden kendini
toplar, güçlenirdi.
O zaman herkes ovaya çıkar, vadilere dağılır
kendi atlarını yakalamaya çalışırdı… Hiç kolay ol
mazdı bu. Serbestliğe alışmış at, insanların yanına
gelmesinden huylanır, kaçardı. Böyle durumlarda
en büyük yardımcı, içi arpa doldurulmuş torbalar
olurdu. Kış boyunca arpa yemeyi özleyen at, ürke
çekine de olsa başını torbaya sokar, soktuğu anda
da yakalanırdı.
Böyle günlerin birinde, açıkgözün biri torbasına
arpa yerine gazete kâğıdı doldurup atların dolaştığı
vadiye vardı. Atların arasından kendi atını
seçip, yaklaşmaya başladı. Ona torba gösterdi…
At, sağa sola kısa koşular yaptıktan sonra torbaya
doğru kuşkulu kuşkulu yaklaşmaya başladı. Açık
göz adam,
“Hadi oğlum… Gel bak, arpa dolu bu torba:
kaç aydır yemedin,” diyerek onu cesaretlendir
meye çalıştı.

At yaklaştı… Burun delikleri kocaman açılıyordu. Arpa kokusunu
alamıyordu, ama torbanın şişkinliği onu sahibine doğru çekiyordu.
Sahibine iki adım kala durdu başını torbaya doğru uzattı. Sahibi de
torbayı ona doğru yaklaştırdı. Başını torbaya bir soksa, hemen yakalayacaktı
onu.
At, burnunu torbanın ağzına doğru uzattı, uzattı… Durdu, bekledi
bir an… Arpa kokusunu alamayınca birden şaha kalkıp, hızla oradan
uzaklaştı.
Başından beri onu izleyen güngörmüş yaşlılardan biri güldü adama,
“Evladım,” dedi, “boş torbayla at tutulmaz

ATA SÖZÜ
Zurnada Peşrev Olmaz Ne Çıkarsa Bahtına

Kendini beğenmiş bir İstanbullu, Edirne’ de bir düğüne davet edilir. Düğün yemeğinden sonra hep birlikte bahçeye çıkılır. Oyun havaları eşliğinde bir süre eğlenildikten sonra, sıra istek parçalarına gelir. Onun konuk olduğunu bilen zurnacı yaklaşıp, “Çalmamızı arzu ettiğiniz herhangi bir parça var mı?” diye sorar. Zurnacıya küçümseyerek bakan İstanbullu, “Kala kala …

ATA SÖZÜ
Zorla Güzellik Olmaz

Poyraz ile Güneş, bir gün sıkı bir iddiaya girmişler. Poyraz, “Ben insanlara istediğimi yaptırırım,” demiş. “Hayır,” demiş Güneş, “asıl ben istediğimi yaptırırım.” O sırada, tarlasında çalışan bir adam görmüşler. Poyraz, “Var mısın” demiş Güneş’e, “adama üstündeki giysileri sen mi çıkartacaksın, ben mi? “Varım,” demiş Güneş, “Hadi, sen başla önce… Adama …

ATA SÖZÜ
Yerin Kulağı Var

Eskiden, çok eskiden Ege Bölgesi’nde Frigyalılar hüküm sürerken bugünkü Dinar kasabasında bir çocuk dünyaya gelir. Marsiyas adı verilen çocuk, küçük yaşta müziğe merak sarar. Frig havaları besteler, yurdunun doğa tanrısı Pan’a ilahiler yazar. Kamışa yedi delik açarak, bugün çaldığımız flüt, ney ve kavalın ilk örneğini icat eder. İcat etmekle kalmaz; …